Lüks hırdavat geleneğini temsil eden manikür ve bakım aletleri

Lüks Hırdavat Ne Demek? Eski Esnaflık Kültüründen Attariye’ye

Attariye’den Notlar Arcos,Attariye,eski İstanbul ticareti,esnaflık kültürü,Green Bell,lüks hırdavat,Merkur,Omega,Seki Edge,Sorendy

Bugün pek kullanılmayan ama zamanında oldukça belirgin bir dükkân ve ticaret anlayışını tarif eden bir tabir var: lüks hırdavat.

İlk duyulduğunda insanın aklına pahalı kapı kolları, menteşeler veya mobilya aksesuarları gelebiliyor. Oysa eski kullanımında mesele pek öyle değil.

Lüks hırdavatçı dediğiniz yerde günlük hayatın küçük ama nitelikli eşyaları yan yana dururdu. İyi bir tırnak makası, düzgün bir cımbız, kaliteli makas, tarak ve fırçalar, ustura ve tıraş gereçleri, çakı, bıçak, el feneri, çakmak, sigara tabakası, tirbuşon, açacak, anahtarlık, manikür-pedikür aletleri… Bugün bunları ayrı ayrı mağazalarda arıyoruz. O zaman aynı dükkânda karşılaşmak gayet normaldi.

Ve işin güzel tarafı yalnızca ürün çeşidinin fazla olması değildi.

“Bir kere alayım, düzgün olsun” anlayışı

Eski lüks hırdavat dükkânlarının raflarında aynı işin yirmi tane birbirine benzeyen versiyonundan ziyade birkaç tane ama gerçekten düzgün ürün bulmak mümkündü.

İyi bir Solingen makas, düzgün çelikten yapılmış bir cımbız, Alman veya Japon tırnak makası, yıllarca kullanılabilecek bir tarak ya da fırça… Bıçak ve çakı tarafında da benzer bir anlayış vardı. Markası, üreticisi, nerede yapıldığı belli; elinize aldığınızda iyi bir eşya kullandığınızı hissettiren ürünler.

Bu dünyanın raflarında yıllar içinde farklı ülkelerden, farklı alanlarda kendini kanıtlamış markalar yan yana geldi. Bugün Attariye’de de Lansky, Green Bell, Seki Edge, Arcos, BOJ, Wenger, Merkur, Timor, Omega, Premax, Triangle ve Rex gibi markaların ürünlerini aynı seçki içinde görmek mümkün.

Kendi markamız Sorendy de bu anlayışın güncel taraflarından biri. Tarak, manikür ve kişisel bakım aletlerinde bizim için hâlâ aynı basit ölçü önemli: küçük bir eşya olabilir ama işini düzgün yapmalı.

Bugün baktığınızda bunların bir kısmı kişisel bakım, bir kısmı mutfak, bir kısmı geleneksel tıraş, bir kısmı bıçak-çakı kategorisinde. Ama eski dükkânın gözünden bakınca hepsinin ortak tarafı aynı:

Küçük, kullanışlı ve iyisi alındığında uzun süre kullanılabilecek eşyalar.

Attariye ismini seçerken aklımızdaki dünya da biraz buydu

Attariye ismini seçerken yalnızca eski bir kelime hoşumuza gittiği için seçmedik.

Aklımızda biraz da bu eski dükkân anlayışı vardı: birbirinden farklı görünen ama günlük hayatta gerçekten işe yarayan iyi eşyaların aynı yerde bulunabilmesi.

Bu nedenle Attariye’de doğal boynuzdan yapılmış bir tarağın yanında Seki Edge tırnak makası, onun yanında Omega tıraş fırçası, Merkur tıraş makinesi, Arcos bıçağı veya BOJ tirbuşonu görmek bize garip gelmiyor.

Çünkü bizim için esas soru çoğu zaman ürünün hangi kategoriye girdiğinden çok şu:

“Bunun iyisi hangisi?”

Tırnak makası alacaksak iyi keseni, tarak alacaksak malzemesi düzgün olanı, makas alacaksak uzun süre iş görebilecek olanı bulmaya çalışıyoruz. Bazen cevap Japonya’dan geliyor, bazen Solingen’den, bazen İtalya veya İspanya’dan, bazen de Türkiye’de hâlâ bu işi bilen bir ustanın elinden.

Attariye ile eski attariye kültürü de burada kesişiyor

“Attariye” kelimesi de aslında bugünkü dar kategori anlayışına pek uymayan eski ticaret dilinin kelimelerinden biri.

Nasıl attariye yalnızca tek bir ürünün satıldığı yer anlamına gelmiyorsa, lüks hırdavat da yalnızca nalbur malzemesi satan bir dükkân değildi. Kişisel bakım aletinden mutfak gerecine, tarağa, bıçağa ve tıraş malzemesine kadar gündelik hayatın küçük ama işe yarayan eşyalarının bir araya geldiği bir dünyadan söz ediyoruz.

Bugün bu anlayış tamamen kaybolmuş değil. Fakat eskisi kadar yaygın olduğunu söylemek de zor. Bu işi yapan eski dükkânların bir bölümü kapandı, bir bölümü ürün gamını değiştirdi, bir bölümü ağırlığını toptan ticarete verdi. İnternette ise yüz binlerce ürün var ama farklı kategorilerden gerçekten iyi olanları seçip aynı yerde toplama fikri eskisine göre daha az karşımıza çıkıyor.

Belki bugün kaliteli bir tırnak makası veya iyi bir cımbız ararken gereğinden fazla araştırma yapmak zorunda kalmamızın sebeplerinden biri de bu.

Ürünler hâlâ var. Onları seçip aynı rafın — bugün bizim durumumuzda aynı sitenin — altında bir araya getiren anlayış daha az.

Eski esnaflığın sevdiğimiz tarafını internete taşımak

Ama bize göre mesele sadece hangi ürünü sattığınız da değil.

Eski dükkân kültüründe ürünü alırken bir şey sorabilirdiniz: “Hangisini tavsiye edersiniz?”, “Bunun farkı ne?”, “Benim için hangisi daha uygun?” Aldıktan sonra bir problem olduğunda da tekrar aynı esnafa gidebilirdiniz.

Biz Attariye’de internetten satış yapıyor olmamızın bunu ortadan kaldırması gerektiğini düşünmüyoruz.

Sipariş vermeden önce bir ürün hakkında aklınıza takılan bir şey varsa bizi arayabilir, mesaj atabilir veya e-posta gönderebilirsiniz. İhtiyacınızı anlatın; size uygun ürünü buluruz.

Siparişten sonra bir sorun yaşarsanız da bizi arayın, mesaj atın veya e-posta gönderin; sorununuzu çözeriz. Kargoyu göndermiş olmak bizim için ilişkinin bittiği anlamına gelmiyor.

Çünkü Attariye olarak yalnızca eski lüks hırdavatın ürün dünyasından değil, esnaflık kültüründen de besleniyoruz.

Bugün Beşiktaş’tan Türkiye’nin dört bir yanına sipariş gönderiyoruz. Eskiden tezgâhın önünde sorulan soru bugün telefondan veya mesajla soruluyor olabilir. Dükkânın rafı bugün bir internet sitesi olmuş olabilir.

Ama bizim sevdiğimiz taraf değişmiyor:

İyi ürünü seçmek, sattığımız ürünü bilmek ve müşterinin işi düştüğünde ulaşabileceği bir yerde durmak.

Adı eskide kaldı, fikri kalmadı

Bugün Attariye’nin menüsünde “lüks hırdavat” diye bir kategori görmeyeceksiniz. Açıkçası görseniz ne olduğunu anlamamanız da çok normal.

Ama bu eski tabiri seviyoruz.

Çünkü Attariye’de neden bir Japon tırnak makasının, doğal bir tarağın, tıraş fırçasının, bıçağın ve tirbuşonun aynı yerde bulunduğunu iki kelimeyle anlatabilen ender ifadelerden biri.

Biz eski dükkânları taklit etmeye çalışmıyoruz.

Onların iyi eşya ve iyi esnaflık anlayışından sevdiğimiz tarafları bugünün dünyasına taşımaya çalışıyoruz.

Bloga dön